Siyah Sinekler ve Onchocerciasis – Samet Tekin
Nehir körlüğü olarak da bilinen Onchocerciasis, Simuliidae (siyah sinekler) familyasına ait Simulium cinsi tarafindan vektör olarak taşınan Onchocerca volvulus nematod türü tarafından meydana getirilen parazitik bir hastalıktır. Ölümcül bir hastalık olmayan Onchocerciasis, önce deride acılı nodüller meydana gelir ve nihayetinde gözlere yayılarak körlüğe sebep olur. Bu hastalık en çok Orta Afrika’da yaygın olmakla birlikte, Güney Amerika’da da görülür. Hastalık muhtemelen Amerika kıtasının Avrupalılar tarafindan koloniler kurulup, Afrika’dan buraya getirilen kölelerin ardından ortaya çıkmıştır. 2017 yılı itibariyle yaklaşık 220 milyon insan bu hastalıktan dolayı risk altındadır. Yaklaşık 14,6 milyon insan Onchocerciasis’e yakalanmış, 1,15 milyon insan ise kör olmuştur [1].
Onchocerciasis’ın ortaya çıkarmış olduğu hastalık etkilerini incelemeden önce hastalığın vektörü olan siyah sinekler ve hastalığa sebep olan O. volvulus’un biyolojilerine göz atalım.
Siyah Sinekler (Simuliidae)
Dünyada 31 cinste 2.300’den fazla Simuliidae türü tanımlanmıştır [2]. Sadece üç cins insanları genel olarak sokan türleri içerir: Simulium, Prosimulium ve Austrosimulium. Dünya genelinde yaygın bir familyadır. Orta Afrika ve Güney Amerika’da Onchocerciasis’i bulaştıran türler dışındaki Simuliidae türleri insanlarda hastalığa neden olmamakla birlikte, ilkbahar ve yaz aylarında artan sayıları ile açık alan aktivitelerini olanaksız hale getirebilir. Ayrıca çiftlik hayvanları üzerinde olumsuz etkilere sebep olup, ekonomik zararlara da yol açabilirler.
Morfolojileri
Renkleri genellikle siyah olmakla birlikte, sarıdan kahverengiye çalan tonlarda da renklenme gösterebilirler. Dişiler genellikle erkeklerden daha açık renklidir. Görece küçük sineklerdir; vücut büyüklükleri 1,5-6,0 mm arasında değişir. Büyük bileşik gözlere sahiptirler. Erkeklerin gözleri daha büyük ve birbirine temas eder. Bu holoptik olarak bilinen durumdur.3 Erkeklerin gözlerinin mercekleri, üst yarıda alt yarıdan daha büyüktür.

Antenleri genellikle 11 segmentlidir. Sokucu-emici ağız tipi görülür. Ağız parçaları kısadır ve belirgin değildir [4]. Bu nedenle ısırdıkları konağın derisine derin nüfuz edemezler. Maksillar palpus 5 segmentlidir ve kolayca görülür.

Toraks (gövde) kısımları oldukça çeşitlilik gösterir. Çok ince ve belirgin kıllarla kaplıdır. Bacakları kısa ve sağlamdır. Memelilerde beslenenlerde her bir tarsus (bacakların distal parçası) bir çift pençeye sahiptir. Erkeklerdeki pençeler dişilerden farklıdır ve daha tekdüzedir [5]. Kanatlar renksiz, kısa ve geniştir. Belirgin kıllardan yoksundur.
Abdomenleri (karın), toraksları gibi, renk bakımından çeşitlilik gösterir. 11 segmentlidir. 2 segment cinsel organlara dönüşmüştür. İlk abdomen segmentleri kısa ve uzun kıllarla kaplıdır [6].
Pupa evresinde büyüklükleri 2,0-8,0 mm arasındadır. Diğer evrelerden morfolojik olarak kolayca ayırt edilebilir ve çeşitlilik göstermez. Pupa kozayla kaplıdır. Sarıdan kahverengi ve koyu griye çalan renkte sağlam zar mevcuttur. Çeşitlilik gösteren tüberkül ve kıllara sahiptir [7].

Son larval evrelerinde 4,0-12,0 mm arası büyüklüğe ulaşabilirler. Silindirik şekildeki vücutları kahverengi, gri ve yeşilimsi tonlarda olur [8]. Vücudun karın kısmında ventral sinir kordon ve başın kaidesinde protorasik ganglion belirgindir.

Üremeleri ve Yaşam Döngüleri
Arktik bölgelere adapte olan Prosimulium ursinum gibi türlerde, pupa evresinin hemen ardından dişiler partenogenez ile çoğalabilirler [9]. Bununla beraber eşeyli üremede, çiftleşme ağaç dallarında ya da zemin üzerinde gerçekleşir. Erkekler spermlerini dişinin spermatoforuna bırakırlar. Dişiler daha sonra birçok yumurta bırakır.
Üreme habitatı sulak alanlardır. Suyun akışkanlığı, pH, O2 oranı ve sıcaklık tercihleri türden türe değişir. Sözgelimi Simulium bishopi üreme için daha serin suları tercih ederken, S. sheilae daha sıcak suları tercih eder [10].
Larvalar genellikle bitkiler, inorganik maddeler üzerinde bulunur. Nadiren, diğer Arthropoda’ların vücuduna tutunmuş halde bulunurlar. Örneğin S. neavei, larva dönemlerini tatlısu yengeçleri üzerinde geçirirler ve bu durum, bu türün hayatta kalabilmesi için zorunlu bir birlikteliktir [11]. Larva dönemini taşıyıcısı üzerinde geçirdikten sonra pupa evresine geçerler.
Simuliidae familyasının larva ve pupadaki faz sayıları, diğer Diptera’lara göre oldukça karışıktır. Bu familyada genellikle 7 larva dönemi olsa da, sözgelimi S. vittatum türüde, 11 larva dönemi olduğu gözlemlenmiştir [12]. Farat faz adı verilen ve yalnızca siyah sineklerde görülen dönemde sinekler eski kütiküllerini yırtar ve ardından yeni bir kütikül sentezler fakat eski kütiküllerini atmazlar. Oldukça kısa olan farat faz, metamorfoz ile karıştırılmamalıdır. Son larval dönemde deri uzaklaşmadığı için pupa haline geçmiş olan kara sinek, larval gelişimin son evresinde gibi görülür. Ancak esasında canlı pupa dönemindedir.
Yumurtaları birkaç gün içerisinde açılır. Yaklaşık iki hafta içerisinde de erginliğe ulaşırlar. Fakat arktik bölgelerde yumurta aylarca açılmaz ya da hemen açılır ve uzun bir larva dönemine girer.
Ekolojileri
Erkek bireyler nektarlar üzerinde beslenir. Yalnızca dişiler sokar ve konak üzerinden kanla beslenir. Bu, dişilerin yumurta gelişimleri için elzemdir. Bununla beraber, dişilerde otogeni [13] özelliği de görülür. Tropikal bölgelerdeki türler yıl boyu aktivite gösterirler ve konak üzerinden beslenirler. Ilıman bölgelerde ise mevsimler olarak aktif olurlar. Türlerin gün içerisinde sokma zamanları farklılık gösterir. Ayrıca, türlerin sokma sıklıkları da farklılık gösterir.
Türlerin konak tercihleri farklılık gösterir. Örneğin, S. adersi, S. hirsutum ve S. nigritarse türleri genellikle kuşlar üzerinden beslenir. S. vorax ve S. squamosum memeliler üzerinden beslenir [14]. Kuşlar üzerinden beslenenlerin tırnaklarının bazalinde büyük bir diş bulunurken, memeliler üzerinden beslenenlerde basit pençe tipinde tırnak bulunur [15].
Onchocerca volvulus
O. volvulus Nematoda (yuvarlak solucanlar) şubesinden bir parazittir. Yalnızca insanları konak olarak seçerler. İnsan vücudunda, kanı kütikülleri vasıtasıyla difüzyonla alırlar ve bu yolla beslenirler. İlk olarak 1874 yılında, İrlandalı bir cerrah olan John O’Neill tarafından tanımlanmıştır [16].
Morfolojisi
O. volvulus’ta dimorfizm görülür. Erkekler dişilerden daha küçüktür. Uzunlukları 23,0-70,0 mm arasında değişir. Dişi bireyler fibril nodüllerde durağan yaşarken, erkek bireyler hipodermiste serbestçe dolaşırlar [17]. Mikrofilaria adı verilen ilk larva evrelerinde ise uzunlukları yaklaşık 0,3 mm’dir. Genç solucanlar ince kütiküle ve belirgin bazal tabaka sınırlarına sahiptir. Bununla beraber 5 yaşından büyük olan solucanların kütikülleri kalındır [18].

Yaşam Döngüsü
İnsan bedeninde O. volvulus parazitinin mikrofilariaları, kan dolaşımında bulunabildikleri gibi esas olarak deride bulunurlar. Genelde kanda dolaşımlarında, parazit ölene kadar, vücut savunma hücreleri çok fazla tepki göstermez [19]. Dişi O. volvulus solucanları, günde binlerce mikrofilaria oluşturabilir. Bu mikrofilarialar, dişi Simulium konağı ısırdığında sineğin vücuduna geçerler. Sineğin bağırsağına geçen mikrofilariaların çoğu bağırsak duvarını aşamaz ve burada ölür. Yalnızca birkaç tanesi bağırsak duvarını aşar ve torakstaki kaslara ulaşır. Ardından mikrofilarialar burada birinci larva evresindedirler ve metamorfoz geçirmeye başlarlar. 6-9 gün içerisinde üçüncü larva evresine ulaşırlar ve sineğin baş kısmına ulaşarak sonraki konağa ulaşmak için hazır hale gelirler.
Simulium vasıtasıyla tekrar insan derisine ulaşan mikrofilarialar nodüller oluşturur ve 6-12 ay içerisinde yetişkin hale gelirler. Olgunlaşan erkek parazit solucanlar derialtında hareket ederek nodüllerdeki dişilere ulaşırlar. Dişinin yumurtalamasıyla mikrofilarialar oluşur ve tekrardan Simulium cinsi dişi sineğin ısırmasıyla döngü tamamlanır [20].

Evrimi
Sığırları konak olarak tercih eden O. ochengi gibi türlerin varlığı ve mitokondriyal DNA analizleri çalışmaları neticesinde, O. volvulus’un sığırlardan insana konak değişikliği ile adapte olduğu hipotezini ortaya çıkarmaktadır [21].
Onchocerciasis
Gözde lezyonların oluşmasına sebebiyet vererek körlüğe yol açan Onchocercaisis ilk olarak 1931 yılında tanımlanmıştır [22]. Tropik bölgelerde görülen bu hastalık, ekseriyetle Batı ve Orta Afrika ülkelerinde yaygındır. Daha sonra Yemen ve bazı Güney Amerika ülkelerinde de görülmeye başlamıştır. Onchocerciasis 2013 yılının sonunda Kolombiya da tamamen yok edilmiştir. Kolombiya’yı takiben 2014’te Ekvador, 2015’de Meksika ve 2016 yılında Guatemala’da aynı başarıya ulaşmıştır [23].
Simulium cinsi siyah sineklerin beslendikleri yeri bırakmama, konağı fark ettirmeden ısırma, sürekli kanla beslenme ihtiyacına bağlı olarak sürekli ısırma ve sineğin ortalama ömür uzunluğunun mikrofilarialardan daha uzun olması paraziti bulaştırması için elverişli hale getirir. Ayrıca vektör olan siyah sinekler genelde mikrofilariaların daha bol bulunduğu deri bölgelerini ısırmayı tercih ederler.
Onchocerciasis’in Afrika’nın savanlarında sebep olduğu körlük oranı orman bölgelerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür [24]. Ayrıca, orman habitatlarında yaşayan Simulium cinsi siyah sineklerin bulaştırdığı Onchocerciasis’de ağır kornea iltihap vakaları çok daha nadirdir [25]. S. damnsosum türü Afrika savanlarında, S. squamosum Afrika ormanlarında ve S. ochraceum ve S. metallicum gibi türlerde Orta ve Güney Amerika’da önemli vektör türleridir [26].
Belirtileri
Mikrofilariaların sebep olduğu başlıca üç önemli semptom bulunur:
- Deri altında mikrofilarialar öldüklerinde lezyonlara sebep olur ve buna bağlı olarak şiddetli kaşıntılar ve deri renginde değişim ortaya çıkar.
- Diz kapakları, kaburga, omuz ve pelvis gibi kemikleri örten ince deri tabakalarında acılı nodüller oluşur.
- Dolaşım yoluyla göze ulaşan parazitler, burada lezyonlar oluşmasına ve nihayetinde körlüğe sebep olurlar.
Korunma ve Tedavisi
Hastalığın önlenmesi için, vektör sineğin bölgesinde yaşayan ya da bu bölgelere seyahat edeceklerin böcek öldürücü ilaçları kullanmaları tavsiye edilir. Bununla beraber Batı Afrika’da Onchocerciasis Kontrol Programı (OCP) ile helikopter ve uçaklar aracılığıyla kimyasal mücadele yöntemlerine de başvurulmaktadır. Yengeçler ile simbiyotik olarak yaşayan S. neavei gibi türlerde, yengeçlerin dağılımları önlemeye bağlı olarak larva ölümleri gerçekleşmiştir ve bu yöntem de başarıya ulaşmıştır.
Onchocerciasis’in tedavisinde kullanılan en yaygın ilaç ivermectindir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 10-15 yıl boyunca yılda bir kez hastaların bu ilacı kullanmasını tavsiye etmektedir.27
Yazar: Samet Tekin
Kaynak: Samet Tekin, Siyah Sinekler ve Onchocerciasis, https://www.researchgate.net/publication/371691177_Siyah_Sinekler_ve_Onchocerciasis , Erişim Tarihi: 09.11.2025
Dipnotlar
1 www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/onchocerciasis Erişim Tarihi: 18.06.2023
2 P.H. Adler, R.W. Crosskey, world blackflies (Diptera: Simuliidae): A comprehensive revision of the taxonomic and geographical inventory, Inventory Revision, Clemson University (2022)
3 Coscaron S., Cecilia L., Arias C., Neotropical Simuliidae (Diptera: Insecta), Aquatic Biodiversity in Latin America, Sofia (2007), 3, s. 685
4 a.g.e
5 a.g.e
6 a.g.e
7 a.g.e
8 a.g.e
9 J. Raastad, J. Solem, Autogeny as successful reproductive strategy in high altitude black-flies (Diptera, Simuliidae), Annales De Limnologie – International Journal of Limnology, 1989, 25:3, ss. 243-249
10 Z. Ya’cob, H. Takaoka, et al, Breeding habitat preference of preimaginal black flies (Diptera: Simuliidae) in Peninsular Malaysia, Acta Tropica, 2016, 153, ss. 57-63
11 J.P. McMahon, Immature stages of Simulium neavei on freshwater crabs, Transactions of the Royal Society of Tropical Medicine and Hygiene, 1951, 44:4, s. 365
12 M.H. Colbo, Simulium vittatum (Simuliidae: Diptera), a black fly with variable instar number, Canadian Journal of Zoology, 1989, 67:7, ss. 1730-1732
13 Otogeni, genelde arktik bölgelerdeki türlerde görülen, dişinin kanla beslenmeden önce yumurtalamalarına verilen isimdir.
14 D.M. Roberts, R.J. Irving-Bell, Nigerian blood-fed black flies (Diptera. Simuliidae) caught in flight: relative activitiy and host preferences, Tropical Medicine and Parasitology, 1987, 38:1, ss. 23-26
15 Coscaron S., Cecilia L., Arias C., a.g.e
16 S. O’Neill, On the presence of a filaria in “craw-craw”, The Lancet, 1875, 105:2686, 265-266
17 R.C. Neafie, Morphology of Onchocerca volvulus, American Journal of Clinical Pathology, 1972, 57:5, ss. 574- 586
18 S. Specht, N. Bratting, et al., Criteria for the differentiation between young and old Onchocerca volvulus filariae, Parasitology Research, 2009, 105, ss. 1531-1538
19 A.V.S. Andre, N.M. Blackwell, et al., The role of endosymbiotic Wolbachia bacteria in the pathogenesis of river blindness, Science, 2002, 295:5561, ss. 1892-1895
20 B.O. Duke, The population dynamics of Onchocerca volvulus in the human host, Tropical Medicine and Parasitology: Official Organ of Deutsche Tropenmedizinische Gesellschaft and of Deutsche Gesellschaft fur Technische Zusammenarbeit (GTZ), 1993, 44:2, ss. 61-68
21 R. Morales-Hojas, R.A. Cheke, R.J. Post, A preliminary analysis of the population genetics and molecular phylogenetics of Onchoerca volvulus (Nematoda: Filarioidea) using nuclear ribosomal second internal transcribed spacer sequences, Memórias do Instituto Oswaldo Cruz, 2007, 102, ss. 879-882
22 F.H. Budden, Natural history of Onchocerciasis, The British Journal of Ophthalmology, 1957, 41:4, s. 214
23 www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/onchocerciasis Erişim Tarihi: 19.06.2023
24 R. Morales-Hojas, R.A. Cheke, R.J. Post, a.g.e
25 a.g.e
26 M.G. Basáñez, T.S. Churcher, M.E. Grillet, Onchocerca-Simulium interactions and the population and evolutionary biology of Onchocerca volvulus, Advances in Parasitology, 2009, 68, 263-313
27 www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/onchocerciasis Erişim Tarihi: 19.06.2023